Kadıköy Life

Ataşehir'deki bir atölyede; hızarda, planyada, şerit de çalışan ojeli parmaklar; ahşaba yön veren, güzellik katan bir kadın!

Bambaşka bir dünyadan gelip ahşabın kokusunu yaşam biçimi haline getiren bir arkadaşımı anlatacağım size... Adı Figen... 15 yıl kadar, petrol ve türevi ile ilişkili sektörlerde çalışıp üst düzeylere yükselen, ama günün birinde 'yeter artık' deyip, belki de içinde yaşattığı bambaşka bir dünyaya yönelen cesur kadın… Onu her daim destekleyen sevgili eşini de unutmayalım...

Yıllar içinde oluşan ahşap sevgisi 'ahşabın kokusunu bilen bilir; benim burnumdadır her daim' onu yavaş yavaş iş dışındaki zamanlarında evinde, sonra balkonunda bir şeyler yapmaya yöneltiyor... Ahşap bu durur mu? Esir alır insanı... Gel zaman git zaman eşinin de bu alana yönelmesi Figen'e tarihsel bir karar aldırıyor... İşini bırakıp küçük bir atölye kiralıyor... Zaman içinde yaptığı minik objeler, dostları, iş arkadaşları tarafından kapışılmaya başlıyor... Bu da işi büyütüyor elbette… Marangozlukla ve boyama ile ilgili çeşitli teçhizat alıp, tam donanımlı bir atölyeye kavuşuyor Figen... Artık tüm zamanı, bu sevimli atölye de ahşapla iç içe geçiyor... Eşi ise, iş çıkışı ve hafta sonları en büyük destekcisi...

Mutluluğu önce doğada, sonra ağaçta ve tabi ahşapta bulan Figen; hobisinden para kazanır hale geliyor. Neler mi yapılıyor bu atölyede? Şahane hediyelikler, kütükler, şaraplıklar, tablolar, çerçeveler, aynalar daha neler neler...

Figen 9'dan 6'ya atölyesinde, tabi ki çalışanları ile... Ağaç kesiyor, zımpara yapıyor, vida sıkıyor, elbette boyanın, cilanın hasını atıyor… Sonuçta 'manyak işler' çıkıyor...

Doğa dostu bu ikili karavanda yaşıyor ve günlük yaşamlarında motor kullanıyorlar... İstanbul da değil gibi yaşıyorlar yani... İşlere şimdi daha bir profesyonel bakılıyor... Sosyal medya ağı, doğrudan ve dolaylı pazarlama teknikleri, satışları arttırırken ürün gamını da genişletiyor. Artık eşya tadilatı, küçük çaplı ev dekorasyonları başlamış onlar için... Yolları iç mimarlığa doğru mu gidiyor dersiniz, hadi inşallah.

Çekimleri yaparken de gördük... Üretimde son derece titizler... Ve özgün olmak... Neredeyse her ürün tek... İstenirse çoklu üretimde var elbet... Ağaç seçiminden, yan materyallerin teminine, üretimde, kusursuz işçiliğe önem veren bir yaklaşım. Sonra boya ve cila, muhteşem final. Renk yumakları içinde, bir sürü farklı teknikle yapılan dokunuşlar... Bize ürünün son halini gösteren, sevdiren bir yaratıcılık... Renklerin dünyasının içinde kayboluş... Figen bunun uzmanı...

İlginçtir; öncesinde hiç el becerisi yok arkadaşımın... Zaman içinde oluşan bu çaba; sonrasında üç ay gibi kısa bir süre ahşap ve dekoratif boyama eğitimi almak, Figen'i buralara taşıyor. Ne mutlu...

Kosgeb girişimcilik eğitimini tamamlayan Figen; Kagider ile de işbirliği içinde... Ve artık ahşapla seramiği, camı, kuru çiçeği bir arada kullanarak bambaşka güzellikler yaratmanın peşinde... Bitmedi... İleride bir merkez kurup, bu anlamda yetenekli ve istekli olan sanatçı adaylarını bir çatı altında toplamayı hedefliyor. Burada bilgi birikimini katılımcılara aktarırken, konu ile ilgili başka kaynak sahiplerini de buluşturmayı planlıyor...

Bunları yazarken nasıl keyif aldım... İçinde bulunduğumuz zor ülke koşullarında dahi, yaşama pozitif bakan, empati yapan, yayan, üreten, çalışan ve bir amaç doğrultusunda hedef koyup ona yönelen insanlar var aramızda... Eksik olmasınlar...

Evet ahşabın kokusu dedik, bir tutkudan söz ettik, sonra bunu bir yaşam biçimine taşımayı anlattık. Şimdi kıssadan hisse... İnsanlar, kendilerine öyle ya da böyle sunulan bir hayatı yaşamak zorunda değil... Toplumsal ve ekonomik koşullar her zaman buna izin vermese de kendi arzularının yönlendirdiği bir hayatı yaşayabilirler... Figen gibi... Yaşımız ne olursa olsun tabi ki mevkimiz; hayallerimizin peşinden koşabilmeliyiz. Materyale, paraya, egoya yenik düşmemeliyiz. Ama elbette çokça çaba lazım… Bazen aşılması zor olsa da, gerçekten istemek lazım...